Fişini tutmak deyimi
Bir kimsenin davranışlarını fiş üzerinde belirlemek.
"Şirkette çalışanların fişini tutmaya özen gösterirdi."
deyimlerimiz.com
Açıklamalı Türkçe Deyimler ve Atasözleri Sözlüğü
Bir kimsenin davranışlarını fiş üzerinde belirlemek.
"Şirkette çalışanların fişini tutmaya özen gösterirdi."
deyimlerimiz.com
Dilemek, kuvvetle içten arzulamak.
"Gönül istiyor ki, yeryüzünde açlık, yokluk son bulsun."
"Biz de gelelim, annemin de gönlü istiyor zaten."
deyimlerimiz.com
Dikkati bir yerde toplanmak.
"Sınavda öğretmenin gözü, sürekli öğrencilerin üzerindeydi."
"Gözüm sizin üzerinizde, bir yaramazlık yaptığınızı görmeyeyim."
deyimlerimiz.com
1. Güvendiği kimselerden yardım alamamak, güvendiği bir şeyin işe yaramadığı anlaşılmak.
"Çok umutlusun, inşallah güvendiğin dal elinde kalmaz."
"Güvendiğim dal elinde kaldı, bu otomobil beni yolda bıraktı."
2. Güveni sarsılmak.
"Güvendiğim dal elinde kaldı, ona bir daha iş vermem."
deyimlerimiz.com
1. Menopoza girmek.
"Hayızdan nifastan kesilmeden, bir çocuk sahibi daha olmak istiyordu."
2. Verimsiz olmak.
"Bu arazi hayızdan nifastan kesilmiş, bize ne faydası olacak?"
deyimlerimiz.com
Varlıklı, iyi, güzel ve mutlu günlerimizde bizimle dostluk kuran, arkadaşlık eden, yanımızdan ayrılmak istemeyen çok olur. Herkesin mutluluktan bir pay almaya çalıştığı böyle günlerimizde, etrafımızdaki bu kişilerin hepsine gerçek dost diyebilir miyiz? Kuşkusuz hayır. Bu ancak işlerimizin kötü gittiği, üzüntülerimizin arttığı, felâketlerin bizi boğmaya çalıştığı günlerimizde belli olur. İyi ve mutlu günlerimizde olduğu gibi, bizi kara günlerimizde de yalnız bırakmayan, sıkıntılarımızı paylaşan kişiler gerçek dostlarımızdır.
deyimlerimiz.com
Bir işin doğru bir biçimde olması için, gerekli koşulların, araçların bulunmasına bağlıdır. Zengin olmayan kişi güzel bir yapı; sanat gücü bulunmayan kişi beğenilir bir eser yapamaz.
deyimlerimiz.com
İyileşip sağlığına kavuştuktan uzun yıllar sonra bile sıtma hastalığına yakalanmış kimse, sarı, soluk yüzünden belli olur.
deyimlerimiz.com
İnsan, sorununu en iyi şekilde ancak kendi bilir ve çözebilir. Hiç kimse, başkasının içine düştüğü derdi tam anlamıyla kavrayamaz. Çünkü üzücü olaylar sadece ilgili kimseleri kederlendirir, onlara acı verir. Bu bakımdan birinin derdine çare bulacak kimseler olayla ne kadar ilgilenseler de keyiflerini bozmazlar, derinden acı duyarak işe girişmezler, acele etmezler ve çözüm bulmak için gerekli çabayı göstermezler hatta neşelerini kaybetmezler.
deyimlerimiz.com
Sözün gerçek anlamında "Hay" ve "Hû" Allah demektir. Yani Allah'tan gelen, yine Allah'a gider anlamındadır bu söz. Ancak halk arasında mecazî bir anlam kazanmıştır. Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar. Elde kalıcı olanlar, emek sarf edip alın teri dökerek kazanılan şeylerdir.
deyimlerimiz.com