deyimlerimiz.com

SON EKLENEN DEYİMLER

Teşkil edilmek

Meydana getirilmek, kurulmak.
"Yeni bir parti teşkil edildi."
"Site yönetimi teşkil edilmeden olmaz."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 683 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Açık fikirli olmak

Olayları, gelişmeleri, yenilikleri iyi anlayıp gereği gibi karşılamak; düşündüğünü olduğu gibi söylemek.
"Açık fikirli olmandan dolayı seni tebrik ederim."
"Çekinmene gerek yok, açık fikirli ol lütfen."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 678 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Aslanı yatağında avlamak

Bir kimseyi harekete geçemeden etkisiz hale getirmek.

 

deyimlerimiz.com ekledi, 731 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Abur cubur yemek

İnsan sağlığına faydalı olup olmadığı düşünülmeksizin rastgele yenen, yemek yerini tutmayan yiyecekler yemek.
"Çocuklar, abur cubur yemeyin, yemek hazır."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 626 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Tazekan / taze kan

Bir kuruluşu canlandırabilecek yeni kişi veya kişiler.
"Bu takıma tazekan lazım, yoksa işimiz zor."

Deyim değil, sıfattır.

 

deyimlerimiz.com ekledi, 611 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Acı söz söylemek

İnsanın gönlünü inciten, onuruna dokunan, kırıcı, üzücü, ağır söz söylemek.
"Hiç düşünmeden, bana acı sözler söyledin."
"Acı söz söyleyip kardeşini çok kırdın."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 703 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Hatır senedi

Gerçek bir ticari işleme ve bir alacağa dayanmayan, gerçek duruma uymayan, yalnız herhangi bir kişiye para sağlamak amacıyla düzenlenerek imzalanan senet.
"Sağ olsun, babandan iki tane hatır senedi aldım."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 710 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Kabul eylemek

1. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak.
"Kabul eylerseniz, akşama size oturmaya geleceğiz."

2. Yanına, katına almak.
"Kabul eylerseniz, bu akşam ben de sizinle gideyim."

3. Bir armağanı almak.
"Lütfen bu çiçeği kabul eyleyin."

4. Onaylamak.
"Büyüklerinin yanında böyle konuşmanı kabul eyleyemem."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 695 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Dalgın dalgın

Çevresiyle ilgilenmeden, düşünceli olarak.
"Dalgın dalgın camdan bakıyordu."
"Dün akşam dalgın dalgın giderken merdivenden düşmüş."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 649 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Elin ağzına bakma

Başka kişilerin sözüyle hareket etme.
"Sen elin ağzına bakma, böyle bir şey yok."
"Elin ağzına bakmayı bırak, başın derde girecek."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 707 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

RASTGELE TÜRKÇE DEYİMLER

Üstüne bir iki güneş doğmak

1. Aradan birkaç gün geçmek.
"Üstüne bir iki güneş doğduktan sonra eve döndü."

2. Sabah yataktan geç kalkmak.
"Son günlerde üstüne bir iki güneş doğuyor farkındaysan."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 252 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Görüş birliğine varmak

Farklı görüş ve düşüncelerden sonra aynı görüş ve düşünceye ulaşmak.
"İki konu hariç, tüm konularda, görüş birliğine varmış olduk."
"Sizinle görüş birliğine varmadan, hareket etmek istemedik."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 279 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Keleş keleş sırıtmak

Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek.
"Ne diye keleş keleş sırıtıyorsun şebelek?"
"Keleş keleş sırıtıp izleyicileri de sinirlendirdi."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 292 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Gülle gibi

1. Çok ağır.
"Gülle gibi yumruğu yemekten son anda kurtuldu."
"Gülle gibi masayı kaldırmakta hiç zorlanmadı."

2. Hâlsiz, yorgun argın.
"Az önce gülle gibi geldi, salonda uyudu kaldı."
"Üç gündür kendimi gülle gibi hissediyorum."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 274 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Alıp vereceği olmamak

Bir kimseyle hiçbir ilişkisi olmamak.
"Onun gibi dalavereci biriyle senin bir alıp vereceğin olamaz."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 276 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Dolup taşmak

1. Gereğinden çok olmak, gereğinden çok kaplamak.

2. Çok kalabalık olmak.

 

deyimlerimiz.com ekledi, 433 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Anons etmek

Bir durumu, bir haberi sözle veya yazıyla halka bildirmek.
"Sular kesilecekmiş, az önce anons ettiler."
"Seyircilerin taşkınlık yapmaması için, stadyumda sık sık anons ettiler."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 283 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Emanet bırakmak

Bir şeyi veya bir kimseyi birine veya bir yere bir süreliğine bırakmak.
"Çocuğu beş dakika size emanet bırakabilir miyim?"
"Bu cennet vatan bizlere emanet bırakıldı."
"Baban bir emanet bıraktı, geçerken uğra da al."
"Kargo senin adına bir emanet bıraktı."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 255 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Büyük bilmek

Kendini veya bir başkasını olduğundan üstün saymak, yüceltmek.
"Ben seni beş kardeşim içinde hep büyük bildim."
"Bence sıradan bir futbolcu, büyük bilmenize şaşıyorum."
"Her öğrenci kendi sınıf öğretmenini büyük biliyor."
"Senin ne özelliğin var ki kendini büyük biliyorsun?"

 

deyimlerimiz.com ekledi, 279 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü

Uyku getirmek

Uyuma isteği duyurmak, uyutucu özelliği olmak.
"Türkçe öğretmeninin konuşması uyku getiriyor."
"Bu sakinleştirici ilaçlar, çok uyku getiriyor."

 

deyimlerimiz.com ekledi, 270 kez okundu.

Türkçe Deyimler Sözlüğü